BAHAİLİK
Bu mezhebi, İsnaaşeriye fırkasına mensup olan bir kişi kurmuştur. Babiliğin geliştirilmiş şeklidir. Bu mezhebin kurucusu; Beha diye adlandırılan Mirza Hüseyin'dir. Önce "Bab"ın halifeliğini üzerine almış, daha sonra beklenen Mehdi olduğunu ilan etmiş, daha sonra ise kendisinin peygamber olduğunu ilan etmiş, daha sonra hızını kesemeyerek "Rab" olduğunu ilan etmiştir. Görüşleri:
1-Vahyin üstün, kıymetli yorumları ve gizli anlamları bulunmaktadır. Bunları ancak "Bab" veya "Beha" bilir.
2-Önce Mehdilik, sonra peygamberlik iddia etmiş ve daha önce indirilmiş olan bütün semavi kitapları nesheden en kutsal kitabın kendisine indirildiğini ileri sürmüştür. Sonra da kendisine ibadet edilmesi gereken ilah olduğunu iddia etmiştir.
3-Hz. İsa (as)'nın çarmıha gerilerek öldürüldüğünü ve tekrar dünyaya dönmeyeceğini, ama onun ruhunun başkasına geçtiğini ileri sürmüşlerdir. Dikkat burada "Başkası" kendisidir.
4-Mucizeleri, ölümden sonra dirilmeyi, mahşerde toplanmayı, yapılan iyiliklerden ve kötülüklerden dolayı karşılık görmeyi ve cennetle cehennemi inkar ederler. Onun için ayetleri ters yorumlarlar.
5-Babilere, Bahailere göre eski dinlerin tüm hükümleri nesholmuştur. Gelişen dünyaya ayak uyduramazlar.
6-Onun için siyah için de, kırmızı içinde Beha yeni dini getirmiştir. Hükümleri:
8- Hac ziyareti de Akka'ya yapılır.
9- Haccı kadınlar değil, sadece erkekler yapar.
10- Kadınların örtünmesi yasaktır. Açılmak ve erkeklerin arasına karışmak serbesttir.
11- Had cezaları maddi bir takım para cezaları şeklinde uygulanır. 293--
12- Birden fazla evlenmeyi yasaklarlar. İstisnalar hariç.
13- Boşanmayı da yasaklarlar. Boşamada iddeti kaldırmışlardır.
14- Cenaze hariç, diğer Namazlar cemaatle kılınamaz derler.
15- Kendi nereye giderse orası kıbledir, derler.
16- Yeme içmedeki tüm helal ve haramları kaldırmışlardır. Kaynak olarak aklı kabul ettiler. 294--
Babailik :
"Şeyh Mirza Bahaullah’ın kurduğu mezheptir. Hz. Ali’ye bağlıdır. Tanrı’nın Ali’de nesnelleştiğine inanır. Babailik, Sünni inançlarına karşı, geleneksel inançları savunma gereğinden doğmuş “insan -Tanrı “ ilişkisini somutlaştıran, insana dünyada gerçek yerini vermek isteyen, onu boşluktan kurtarıp dünya yurttaşı yapmayı amaçlayan bir akımdır. Bu akıma göre insan yaşamı boyunca tanrıyla yakınlık kuran, arada uçurum, boşluk bırakmayan, bırakmaması gereken varlıktır. İnsan her gün tanrı ile yüz yüzedir. Tanrı kimi kişileri görevlendirebilir. Onlar aracılığıyla buyruklarını yürürlüğe koyabilir. Gerçekte “İnsan-tanrı-evren” özdeştir. Ayrılık bir görüştür. Görünüşe kapılarak yanılmadır." 295--
![]()